Netfarma İlaç’ın kurucularından Veteriner Hekim Cem Çavdaroğlu:

Geri Dön
Netfarma İlaç’ın kurucularından Veteriner Hekim Cem Çavdaroğlu:

“HAYVAN SAĞLIĞI SEKTÖRÜNDEKİ DIŞABAĞIMLILIK, ASLINDA ÜLKE İÇİN BİR HANDİKAP TEŞKİL ETMEKTE VE 

HAYVANSAL ÜRETİM AÇISINDAN POTANSİYEL RİSKLER TAŞIMAKTADIR”

2005 yılından beri süregelen iş hacmindeki büyüme, artan personel sayısı, modernizasyon ihtiyaçlarının yanında ilaç üretim ve dağıtım firması olmanın getirdiği standartları karşılayabilecek kendi merkez binasına taşınan Netfarma’nın ortakları ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, Netfarma´yı ve sektördeki gelişmeleri konuştuk.

Ekonomiden ve ilaç sektörünün sıkıntılarına kadar yer verdiğimiz sohbette Veteriner Hekim Cem Çavdaroğlu “Hayvan sağlığı sektöründeki dışa bağımlılığımız, aslında ülke için ciddi bir handikap teşkil etmekte ve hayvansal üretim açısından potansiyel riskler taşımaktadır" diyor.

1993 yılındaki mezuniyetinden bu yana geçen 30 yılda neler yaşandı, hangi aşamalardan geçildi. 30 yıl öncesine gidip bu aşamaları tek tek inceleyerek bugüne geldik ve ötesine de geçerek geleceği de konuşup, Netfarma’yı masaya yatırıp analiz ettik.


Cem Çavdaroğlu kimdir?

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden 1993 yılında mezun oldu. İlk profesyonel iş hayatına İzmir’de yem sektöründe adım attı.

1999 yılında yabanci dil eğitimi için yurtdışına çıktı ve dönüşünde veteriner ilaç sektöründe çalışmaya başladı. Alke ilaçta 5 yıl çeşitli kademelerde görev yaptıktan sonra 2005 yılında Bandırma Ecza Deposu’nun sahibi rahmetli Ali Çolak ile birlikte İstanbul Global ilaç şirketini kurarak kanatlı sağlığı sektörüne hizmet vermeye başladı.


 İstanbul Global İlaç’ın kuruluşu

İstanbul Global İlaç’ın kuruluşunu Cem Çavdaroğlu şöyle anlatıyor: “Alke İlaç’ın da yeni kurulduğu yıllar o dönemler, her işin mutfağında çalışarak farklı departmanlardaki işleri öğrenme imkanım oldu. Genelde uluslararası firmaların hakim olduğu iç pazarda Alke ilaç birkaç yerli üreticiden biri olarak bizler için bir okul hüviyetindeydi. İlacın üretimi, yeni ürünlerin geliştirilmesi, ruhsatlandırılması, saha organizasyonları, kanatlı ve ruminant ürünlerinin hem satışında hem de pazarlama yönetimini Alke ilaç’ta deneyimleme ve öğrenme şansım oldu.

Bu süreçte Alke ilaç´ın kurucuları olan Rahmetli Veteriner Hekim Sinan Keskin ve Rahmetli Ve- teriner Hekim Gülçin Keskin’in üzerimde çok emeği olduğunu belirtmek isterim. 2005 yılında ayrılmamı müteakip Sinan beyin de teşvikiyle Alke’nin kanatlı ve balık sağlığı ürünlerinin yurtiçi ve yurtdışı satış haklarını alarak İstanbul Global İlaç’ı kurdum. Rahmetli Ali Çolak´la ortaklığımız kısa sürdü. 2005-2006 yılları beyaz ette hormon yaygarasının koptuğu ve kuş gribine bağlı olarak kanatlı sektöründe et ve yumurta üretiminin dip yaptığı sıkıntılı bir süreç oldu. Beyaz et ve yumurta tüketimi neredeyse sıfıra düşmüştü. Sektör ve tedarikçiler içinde çok zor bir dönemdi.

Ben ticari hayatımda paylaşıma inanan bir in- sanım. 30 yıllık çalışma hayatımda müşahede ettiğim en önemli şeylerden biri, işin getirdiği fiziki, mental ve finansal yükler doğru ortaklıklar kurarak paylaşıldığında ortaya güzel şeylerin çıktığıdır. Bu sayede ortak akılla daha rasyonel kararlar alabiliyor, ailenize ve kendinize daha fazla zaman ayırabilmenin yanı sıra, paylaşılan kazancın da azalmadığını aksine arttığını, daha konforlu bir iş ve özel hayata sahip olduğunuzu görüyorsunuz.

Bu doğrultuda sektörün krizi atlatmasıyla beraber kendisi de uzun yıllar sektörde çalışan ve aynı zamanda askerde dönem arkadaşım olan Vet. Hek. Emral Cömert beyle 2007 yılında ortak olarak hızlı bir atılım ve  büyüme sürecine girdik.


Veteriner Ecza Deposu’ndan ilaç firmasına geçiş 

5 yıl kadar sürdürülen Ecza Deposu ve distribütörlük çalışmaları sonucunda  artık bir ilaç firması olma ve kendi ürünlerimizi üretme ihtiyacı doğmuştu.  Çavdaroğlu, bu dönemi şöyle anlatıyor:

“2010 yılında Emral  beyle Netfarma ilacı kurduk. Sektörde uzun yıllar İlaç üretimi ve ruhsatlama alanında çalışmış olan, aynı zamanda Alke ilaçta 5 yıllık mesai arkadaşım Veteriner Hekim Harun Kuloğlu da 2011 yılında aramıza katıldı. Böylece, Emral Cömert, ben ve Harun Kuloğlu ortaklığında Netfarma ilacı kurmuş olduk. Kendi ruhsatlarımızı çıkarmaya başladık. Kanatlı ve balık ürünleri ile işe başladık hızlı bir ruhsatlandırma ve büyüme dönemi yaşadık..

2012 yılı sonunda GMP regülasyonları başlayınca ruhsatlama süreçleri yeni bir aşamaya geçmiş oldu. 2015 yılına kadar Harun Kuloğlu ile beraber çalıştık. Daha sonra kendisi arı ilaçları alanına kayarak bünyemizden ayrıldı ve kendi firmasını kurdu. Üretim ve ruhsatlama tarafımızı desteklemek maksadıyla aynı zamanda fakülteden sınıf arkadaşım da olan Dr. İlyas Tümer’i  bünyemize  kattık.

Dr. İlyas bey o yıllarda Pendik Veteriner Kontrol ve ARaştırma Enstitüsü’nde Farmakoloji şefi olarak çalışmaktaydı. Devletten istifa ederek aramıza  üretim ve ruhsatlandırma müdürü olarak katılmış oldu.

Netfarma ailesi genişlemeye devam ederek 2017 yılında da ruminant pazarına girmeye karar verdi. Bu amaç doğrultusunda da uzun yıllar farklı firmalarda çalışarak deneyim kazanmış olan, Alke ilaçta da beraber çalıştığımız Veteriner Hekim Gökhan Sağır ve Veteriner Hekim Yalçın Atalı, ruminant departmanını kurmak ve yürütmek üzere yönetim kadromuza dahil oldular. 2017 yılından bu yana sıfırdan aldıkları Netfarma Ruminant departmanını kısa sürede pazarın en hızlı büyüyen firmalarından biri haline getirdiler. 30 yıllık meslek hayatımda hep bilginin gücüne inanmışımdır. Bilgi altyapısı iyi kurgulanmayan hiçbir ürünün ve ekibin pazarda uzun süreli olmadığını defalarca müşahede etmişimdir. Bu doğrultuda ruminant pazarına da çok farklı ürünlerle ve yoğun bir saha bilgilendirme çalışmasıyla girdik. Birçoğu pazarın ilk defa bizle tanıdığı ürünlerdi. Kanatlı ve Balık sağlığı alanındaki tecrübelerimizi büyükbaş alanına taşıyarak ekibimizle kısa sürede çok güzel işler başardık.


Net Farma’nın bugünü

2005 yılında İstanbul Global İlaç’ın kuruluşun dan buyana olan hikayesini, büyümesini ve ortaklıkların katılımı ile bugüne kadar gelişen durumu hakkında bilgiler aldıktan sonra, bugünkü durumu soruyorum Cem Çavdaroğlu’na.

“Şu anda ruminant, kanatlı ve balık sağlığına yönelik ürünler üreten, neredeyse 20 yıllık geçmişi olan bir grubuz.  Ben  ve  diğer  ortaklarım 30 yılı aşkın bir sektör geçmişi ve tecrübesine sahipler. Bu anlamda sektörün değişen dinamiklerini yakından takip eden, geçmişin realitelerinin ve geleceğin ihtiyaçlarının da farkında olan bir yapımız var. Kanatlı, ruminant ve balık sağlık ürünleri pazarlarında iyi bir paya sahibiz ve geniş bir ürün gamına ulaştık. Bu başarıda biraz önce de değindiğim bilgiye dayalı saha çalışmalarımızın büyük etkisi oldu. Büyükbaş pazarında başardığımızı, Emral beyle birlikte kanatlı sağlığında zaten 20 yıldır yapmaktayız. Bu çerçevede kanatlı sağlığında halen başarıyla kullanılan birçok ürünün sahaya oturmasında yaptığımız bu çalışmaların büyük etkisi olmuştur diye düşünüyorum.

Bünyemizde şu anda 32 kişi istihdam ediliyor. Bunun 16’sı saha personelimiz. Türkiye hayvan sağlığı sektörüne, iç ve dış pazarlara hizmet veriyoruz. Saha ve merkez ekibimizin eğitimi bizim en öncelikli konulardan biridir. Bu amaçla ekibimize yönelik yılda iki defa eğitim toplantıları düzenliyoruz. Aynı zamanda özellikle ruminant sağlığına yönelik düzenlenen bilimsel kongrelere tüm ekibimizle birlikte katılarak çalışanlarımızın bilgi ve tecrübelerini arttırmaya ve güncel gelişmeleri yakından takip etmeye gayret ediyoruz.   

Sektördeki GMP regülasyonları ve uygulamaları noktasında kendimizi her geçen gün geliştiriyoruz. Regülasyonlara adaptasyon sürecinin ilaç firmaları için finansal açıdan ve iş yükü olarak gerçekten zorlu bir süreç olduğunu belirtmek isterim. Fakat Bakanlığımız tarafından hayata geçirilen GMP, GDP ve İTS uygulamalarının sektörü ciddi anlamda rehabilite ettiği kaçınılmaz bir gerçek. Bizde bu değişimler yaşanırken beyaz et, yumurta ve balık üretimi tarafında da üretimler ciddi anlamda büyüdü ve üretici firmalar açısından hızlı bir konsolidasyon süreci yaşandı. 

GMP regülasyonları, büyüyen entegrasyonların satınalma süreçlerinin merkezileşmesi, e-reçete ve İTS uygulaması, kalıntı analizlerinin etkin bir şekilde yapılması gibi etmenlerle kanatlı ve balık ilacı üreten firma sayısı bu süreçte oldukça azaldı. 

Dünyada da benzer süreçlerin yaşandığını söylemek yanlış olmaz. Son yıllarda hayvan sağlığı sektöründe birçok uluslararası firma birleşme ve satın almalar yoluyla el değiştirdi ve oyuncu sayısı azaldı. Endüstriyel kanatlı, balık ve ruminant ilaçlarına yönelik yatırım iştahında dünyada da ciddi bir düşme olduğunu gözlemliyoruz. Buna karşın pet sağlığı ürünlerinde büyüyen bir pazar ve yatırım iştahı olduğunu görmekteyiz.

İlaç üretimindeki girdilerin neredeyse tamamının dövizle ve peşin olması, fakat buna karşın satışların Türk Lirası üzerinden ve vadeli olarak yapılması, sert rekabet ortamının doğurduğu düşük marjlar ile geldiğimiz noktada GMP standartlarına uygun yeni bir yatırım yapmak, yeni bir ilaç fabrikası kurmak artık çok zor bir hale geldi. Tüm bunlara ilaveten son yıllarda yatırım maliyetlerinin de çok hızlı bir şekilde artması fabrika planlarımız şimdilik ertelememize sebep oldu.

Bu arada eski yerimizin yetersiz gelmesi ve büyüyen iş hacmimiz ve kadro yapılanmamız nedeniyle, yeni bir binaya taşınmaya karar verdik ve şu andaki mevcut yeni yerimizi satın alarak buraya taşındık. Yeni yerimiz yaklaşık 2.000 metrekare büyüklüğünde. Geniş stok alanı ile ecza deposu faaliyetleri ve Netfarma ilaç olarak operasyonlarımızı rahatça sürdürebileceğimiz bir ortamı sağlamış olduk.


Net Farma neler üretiyor

Ruminant, kanatlı ve balık sağlığına yönelik 60’a yakın ruhsatı bize ait olan ilaçlarımızın tamamını anlaşmalı olarak fason üretim tesislerinde üretiyoruz.

Mevcut durumda altı adet fabrikayla fason üretim anlaşmamız var. Şu anda ruminant ilaçlarında enjektabl Beta-laktamlar hariç tüm gruplar mevcut. Bu yıl içinde ruminant tarafında 6, kanatlı ve balık tarafında 5 yeni ürün daha pazara vermeyi planlıyoruz.

Kanatlı ve balık ilaçlarında ise sektörün tüm    ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir skalaya sahibiz. 7/24, 365 gün ürün stoklarımızı sevkiyata hazır bir şekilde tutarak üreticilerimizin ihtiyaç duydukları her anda yanlarında olmaya çalışıyoruz. Kanatlı eti ve yumurta üretiminde Avrupa’da ilk sıralarda dünyada da ilk 7-8’in içinde olan sektörümüzde, büyüyen entegrelerin, artan kümes kapasitelerinin, büyüyen balık çiftliklerinin ihtiyaçları doğrultusunda daha konsantre ve büyük ambalajlı ürünler ruhsatlamaya ve üretmeye çalışıyoruz. Yeni molekül yatırımlarının çok azaldığı günümüzde mevcut kullanılan etken maddelerin biyoyararlanımını artırmaya yönelik çalışmalar yaparken artan maliyetleri minimize edecek çözümler üretmeye çabalıyoruz. 


Ekonomi, Pazar ve ihracat

İlaç üretmek, özellikle uluslararası standartlara tabi olan bizim gibi ülkelerde maliyetli ve zahmetli bir iş. Yurt içi pazarda gerek ruminant ilaçlarında, gerekse kanatlı ve balık tarafında arz fazlası olduğunu düşünüyorum. Özellikle et ve süt fiyatlarının düşük seyrettiği ve hayvansal ürün ithalatının yoğun olduğu yıllarda arz fazlası üretim, zaten düşük marjlar ve yüksek maliyetlerle boğuşan sektörümüz için büyük problem oluşturmaktadır. Bu sebeple, ilaç üreticisi firmaların büyümesini, yeni yatırımlar yapmasını sağlayacak sermaye birikimini sağlamak hakikaten zorlaştı. Kurların hızlı arttığı dönemlerde ise zaten bırakın büyümeyi, mevcut varlıklarımızı korumakta dahi zorlanıyoruz. Pazarda bunun sonuçlarını da ilaç üreticisi firmalarda cirosal küçülme, bazı faaliyet alanlarından çekilme ya da tamamen faaliyetlerini durdurma şeklinde zaten görmekteyiz.

İç pazara bağlı kalmanın doğurduğu handikapları aşmak için ihracat ayağımızı güçlendirmeye çalışıyoruz. Fakat burada da önümüze birçok zorluk çıkmakta. Bir defa girdilerde yüksek oranda ithalata bağımlıyız. Diğer üretim maliyetlerimiz de rekabet içinde olduğumuz Çin, Hindistan, Rusya, Ürdün gibi ülkelere göre çok yüksek. Bu durum zaten sektörün total ihracat rakamlarına yansımakta. Potansiyel pazar ülkelerin bizlerden istediği sertifikasyonlar, standartlar ve regülasyonlar anlamında da sorunlar yaşıyoruz. 

En basitinden bazı Kuzey Afrika ülkeleri bile bizim Bakanlığımızın verdiği GMP sertifikasını yeterli görmüyor, belli ülkelerden alınmış GMP istiyorlar. Halbuki AB regülasyonlarına tabi olmamıza ve Bakanlığımızda GMP standartlarının tatbiki konusunda çok hassas olmasına rağmen bu ülkeler ruhsat sürecinde bir çok ilave şart sunuyorlar. Bu anlamda hedef pazarlarımızda Avrupa ülkelerinin genelde ayrıcalıklı bir konumda olduklarını söylemek yanlış olmaz. 

Ülkemizdeki ilaç üretim standartları, kullandığımız hammaddelerde uymak zorunda olduğumuz kriterler ve tesis kalitesi açısından dünyadaki en iyi standartlara sahip ülkelerden biri olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Buna rağmen dış pazarlarda bu durumu kendi farklılığımızı ve kalitemizi anlatmakta güçlük yaşıyoruz.

Yem katkı için bu dediklerim çok geçerli değil, orada ciddi bir ihracat kapasitesi var ve dış pazarlarda güzel işler yapılıyor.

2021 ve 22’de tüm dünyada yem hammadde fiyatlarının rekor kırması, kurlardaki aşırı artış ve bunlara ilaveten süt fiyatlarının çok düşük bir seviyede seyretmesi sonucunda son iki yılda damızlık hayvan varlığımızda ciddi kayıplar oldu. Bu süreçte hem hayvan sayısındaki düşüş hem de üreticinin zarar etmesi pazarda ciddi bir daralma yarattı. 2023’e ise ağır bir deprem felaketi ile başladık . Ülkemizi maddi manevi derinden sarsan bu felaketten en ağır etkilenen sektörlerden biri de hayvancılık oldu. 

Mayıs ayında yapılan genel seçimler ve seçim sonrasının öngörülemezliği ekonomimiz üzerinde diğer bir stres ve baskı unsuru oldu. Haziran ayı ile beraber genel olarak bir hareketlenme olduğunu söyleyebilirim. Hayvansal ürün fiyatlarında tedrici bir düzelme var. Fakat Süt Konseyinin açıkladığı fiyatlar da genelde tüketiciyi korurken, üreticilerin göz ardı edilmemesi gerekir. Seçim sonrası yüksek enflasyon, yüksek faiz giderleri ve yüksek kur artışlarının yaşandığı bir konjüktüre girdik. Bu ortamda yaptığımız bütçeleri, satış hedefleri, büyüme ve yeni yatırım planlarını devamlı revize etmek zorunda kaldığımızı belirtmek isterim. Şirketlerin sermaye yeterliliklerini korumasının ve büyüme ve borçlanma planlarını buna göre yapmasının hayati önem arzettiği bir ekonomik süreç yaşıyoruz.

Sektör olarak bazı alışkanlıklarımızı değiştirmek zorundayız. İlaç üretimindeki ithal veya yerli tüm girdilerimizin dövize endeksli ve kısa vadeli olması, buna karşın satışlarımızın büyük oranda vadeli ve Türk Lirası olması bizleri sektör olarak çok yormakta. Çarkların sağlıklı dönebilmesi ve yeni yatırımlar için gereken finansa ulaşmakta da zorluklar yaşamaktayız. Bankalar uzun zamandır reel sektöre finans sağlama konusunda çok isteksizler. Sektörümüzün bu yapısının sürdürülebilir olmadığını düşünüyorum.

Bir yandan da büyüme zorunluluğumuz var yerinde saymak gibi bir lüksümüz yok. Bisiklete binmek gibi, sürekli pedal çevirmek zorundasınız. Durduğunuz anda düşersiniz.


Türkiye ilaç sektöründe Netfarma’nın yeri ve planları

Ben buradan geriye bakınca bir üretim tesisi kurma hedefi ve hayalini gerçekleştiremediğimizi görüyorum. Onun haricinde ekip olarak, pazardaki yerimiz olarak özellikle kanatlı ve balık sektöründeki algımızın, pozisyonumuzun hayal ettiğim yerde olduğunu söyleyebilirim. Büyükbaşta daha yeniyiz ama orada da çok hızlı bir büyüme ile, her yıl üstüne koyarak ilerliyoruz. Yeni hedeflerimiz, yeni pazar arayışlarımız ve yeni ürün arayışlarımız devam ediyor. Sektöre başladığımız yeri düşünürsek, geldiğimiz noktanın başarılı olduğunu söyleyebilirim. Bu arada tabi doksanlı ve ikibinli yılların başları, sermaye birikiminin yoğun olduğu ve yatırım yapma iştahının çok daha yüksek olduğu yıllardı. Burada artık pazarda bir doygunluk oluştu.


Sektördeki zorluklar

Yaşadığımız sıkıntıların başında yeni ilaç ruhsatı alım süreçlerinin çok uzaması. Bu süre bazen 3-4 yılı bulmakta. Bakanlığımızın bu konuda bize yardımcı olmasını bekliyoruz. İlaç ihraç etmek zorlu ve zaman alan bir süreç. Bu nedenle kısıtlı ihraç olanakları bizi iç pazara bağımlı kılmakta. Daha önce de değindiğim arz fazlasının ve uzun vadelerin yarattığı problemleri de sayabiliriz.


Netfarma’yı nasıl tanımlıyor

Sektörün bir paydaşı olarak Netfarma İlaç´ın, herkes tarafından bilinir, güvenilir, ürün kalitesi anlamında saygın bir yere gelmiş olması ve bu sektöre girdiği yıl olan 2005 yılından beri kurduğu müşteri ilişkilerini aynı şekilde, aynı samimiyetle kazancı ve kaybı paylaşarak geçirdiği bir 20 yıl var. O günlerde kimlerle başlamışsak hepsi ile devam etmekteyiz. Yurtiçi veya yurtdışında 20 yıldır ticari olarak bizim partnerimiz olan arkadaşlarımızla ilk günkü gibi aynı samimiyetle, aynı güvenle devam ediyoruz. Bu bizim en büyük mutluluğumuz. Kurulduğumuz günden beri yenilikçi, bilgiye ve eğitime özel önem veren firma yapımızı koruduğumuzu ve ilk günkü enerjimizle yolumuza devam ettiğimizi belirtmek isterim.

Bizim için öncelikle çalışanlarımızın ve müşterilerimizin mutluluğu ardından tedarikçilerimizin memnuniyeti gelmektedir. Bu güne kadar elimizden gelenin en iyisini yaparak müşterilerimizi, tedarikçilerimiz ve çalışanlarımızı memnun etmeye çalış tık ve bunu da başardığımıza inanıyorum. 


Geleceğe bakış

Ülke hayvancılık politikalarının daha rasyonel ve uzun vadeli planlarla belirlendiği bir gelecekte, bütün zorluklarına rağmen sektörümüz içinde iyimserim. Ülke hayvancılığı ile beraber bizler de büyüyeceğiz.            

Haber ve dergilerin içeriklerini görebilmek için